
Belçika Atasözleri
Belçika'da günlük hayatta ve iş dünyasında sıkça başvurulan 40 atasözü ve deyiş. Belçika kültürünün uzlaşmacılık, alçakgönüllülük ve pratik zekâya verdiği önemi yansıtan bu ifadeler, yüzyıllar boyunca kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.
When one door closes another opens.
Bir kapı kapanırsa başka bir kapı açılır.
Bir fırsatın ya da yolun kapanması, her zaman başka olasılıkların doğuşunu beraberinde getirir. Umudu kaybetmemek ve alternatiflere açık olmak önemlidir.
A tree is known by its fruit.
Ağaç meyvesiyle tanınır.
Bir kişinin değeri, söyledikleriyle değil yaptıklarıyla anlaşılır. Eylemler ve sonuçlar, karakterin en gerçek göstergesidir.
Still waters run deep.
Sessiz su derin akar.
Sessiz ve mütevazı görünen insanlar çoğu zaman en derin bilgeliğe ve güce sahiptir. Gösteriş yapmadan hareket edenlere dikkat etmek gerekir.
Even a blind hen sometimes finds a grain of wheat.
Kör tavuk da bazen buğday bulur.
Şans bazen en hazırlıksız kişiye de güler. Ancak bu, hazırlıklı olmanın gereksiz olduğu anlamına gelmez; şans her zaman gelmez.
A bad workman blames his tools.
Kötü işçi aletlerini suçlar.
Başarısızlığını kabul etmek yerine etrafındaki koşulları ve araçları bahane eden kişiyi tanımlar. Gerçek ustalık, her koşulda iş çıkarabilmektir.
If everyone sweeps before their own door the street will be clean.
Herkes kendi kapısının önünü süpürse cadde temiz olur.
Herkes kendi sorumluluğunu yerine getirse, toplumsal sorunların büyük bölümü kendiliğinden çözülür. Bireysel sorumluluk, ortak iyiliğin temelidir.
Don't speak on someone else's behalf unless you've been given the right.
Başkası adına konuşma; sana bu hak verilmedikçe.
Bir başkasının düşüncelerini, sözlerini veya yetkisini izinsiz kullanmanın doğru olmadığını anlatır. Saygı ve sınır bilincine dikkat çeker.
A stone is heavy in its own place.
Taş yerinde ağırdır.
Her şey kendi bağlamında ve yerinde anlam taşır. Bir şeyi bulunduğu ortamdan koparınca değeri ve etkisi azalabilir.
Every cloud has a silver lining.
Her bulut gümüş astar taşır.
Her olumsuz durumun içinde gizli bir fırsat ya da olumlu bir taraf bulunur. Zorluklar içinde bile umut aramak gerekir.
One stain spoils the whole garment.
Bir leke tüm elbiseyi kirletir.
Küçük bir hata ya da olumsuzluk, genel olarak iyi olan bir durumu gölgeleyebilir. Özellikle itibar ve güven söz konusu olduğunda tek bir yanlış her şeyi etkileyebilir.
A distant relative is not as good as a near neighbor.
Uzak akraba yakın komşudan iyidir.
Günlük hayatta yardım ve destek en çok yakın çevreden gelir. Fiziksel yakınlık, uzaktaki kan bağından çok daha pratik bir güvence olabilir.
A neighbor doesn't see his neighbor's smoke.
Komşu komşunun dumanını görmez.
İnsanlar çoğu zaman en yakınlarındaki sorunları fark edemez. Kendi çevremizdekilerin durumuna karşı körleşebiliriz.
The fish rots from the head.
Balık baştan kokar.
Bir topluluk, kurum ya da ailedeki sorunlar genellikle tepeden, liderlikten kaynaklanır. Köklü sorunların çözümü yukarıdan başlar.
The mill turns whichever way the wind blows.
Rüzgâr nereden eserse değirmen o tarafa döner.
Güçlü olanın yönü her şeyi belirler. Koşullara ve otoriteye göre uyum sağlamak kaçınılmaz olabilir.
A beggar can sing before a thief.
Dilenci hırsızın önünde şarkı söyleyebilir.
Dilenci, bir yankesicinin önünde şarkı söyleyebilir, çünkü cebinde kaybedecek hiçbir şeyi yoktur.
The morning face differs from the evening face.
Sabah yüzü akşam yüzünden farklıdır.
Dinlenmiş ve taze bir zihinle bakıldığında her şey farklı görünür. Önemli kararları yorgunlukla değil, dinç bir halde vermek gerekir.
He who knows much speaks little.
Çok bilen az konuşur.
Gerçek bilgi ve deneyim sahibi olanlar sözü ölçer ve konuşmayı bilir. Çok konuşmak, bilgisizliğin ya da güvensizliğin işareti olabilir.
He who does not want small things does not deserve great ones.
Küçük şeyleri istemeyen kişi büyük şeyleri hak etmez.
Hayattaki küçük fırsatları ve kazanımları küçümseyenlerin, büyük başarılara ulaşmasının zor olduğunu anlatır.
You cannot bathe in the same river twice.
Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz.
Her an ve her deneyim kendine özgüdür; hiçbir şey tamamen aynı şekilde tekrar etmez. Zamanı ve fırsatları olduğu anda değerlendirmek gerekir.
Fear makes the eyes bigger.
Korku gözleri büyütür.
Korku algıyı çarpıtır ve tehlikeleri olduğundan büyük gösterir. Panik içinde alınan kararlar gerçekçi olmaktan uzaklaşır.
Children carry their father's hair.
Çocuklar babalarının saçını taşır.
Çocukların yalnızca fiziksel olarak değil, davranış ve karakter olarak da ebeveynlerine benzediğini anlatır.
If you haven't sent a ship don't wait for one to come.
Eğer bir gemi göndermediyseniz geminizin gelmesini beklemenin bir faydası yoktur.
Emek verilmeden sonuç beklemek anlamsızdır. Bir şey kazanmak için önce adım atmak, risk almak ve çaba göstermek gerekir.
What is said drunk must have been thought sober.
Sarhoşken söylediklerin önceden düşünülmüş olmalıydı.
İnsanların kontrolsüz anlarda söyledikleri sözlerin aslında iç düşüncelerini yansıttığını ima eder. Sözlerin sorumluluğundan kaçmak mümkün değildir.
Two dogs don't share one bone.
İki köpek bir kemiği paylaşmaz.
Aynı şeyi isteyen iki taraf arasında çatışma kaçınılmazdır. Çıkarların örtüştüğü yerde uzlaşmak güçtür.