- Osmancan Çekinmez

- 5 Nis 2024
- 11 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 30 Oca
Geert Hofstede'nin Kültürel Boyutlar Teorisi, uluslararası iş ve sosyal bilimler dünyasında devrim yaratan bir yaklaşım sunar. Farklı kültürler arasındaki etkileşimleri anlamamızı sağlayan bu teori, iş dünyasında karşılıklı anlayış ve uyumu artırmada önemli bir rol oynar.
Bu blog yazımızda, Geert Hofstede'nin Kültürel Boyutlar Teorisi'nin nasıl geliştirildiğini ve Türkiye'nin kültürel boyutlarını detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Hofstede'nin çalışmalarının, küresel işbirlikleri ve iletişim stratejileri üzerindeki etkilerini de ele alarak, kültürel farklılıkların nasıl daha iyi yönetilebileceğini tartışacağız.
Geert Hofstede kimdir?
Prof. Geert Hofstede, kültürlerarası iletişim alanında dünyaca ünlü bir Hollandalı sosyal psikolog ve antropolojisttir. 1928'de doğan Hofstede, kültürün toplumlar, organizasyonlar ve insanlar üzerindeki etkilerini analiz etmek için kapsamlı araştırmalar yapmıştır. IBM'de çalışırken gerçekleştirdiği yenilikçi çalışma, kültür boyutları teorisinin temelini oluşturmuş ve bu, uluslararası iş, iletişim ve yönetim alanlarında önemli bir referans noktası haline gelmiştir. Hofstede'nin çalışmaları, kültürün bireylerin davranışları, değerleri ve iş etiketi üzerindeki derin etkisini anlamamıza yardımcı olmuştur. Çalışmaları, akademik literatürde geniş çapta kabul görmüş ve çok sayıda dilde yayımlanmış kitaplar ve makalelerle tanınmaktadır.
Geert Hofstede - Kültürel Boyutlar Teorisi Çalışması
Geert Hofstede, Örgütsel Antropoloji ve Uluslararası Yönetim-Maastricht Üniversitesi, dünyadaki kültürler arasındaki farklılaşmayı kıyaslarken, ülke kültürlerini 6 boyuta göre sınıflamaya (Kültürel Boyutlar Teorisi) çalışmıştır. Bu ölçümler 0–100 arasında bir ölçü sistemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
Hofstede, ilk araştırmalarını 1967 ile 1973 yılları arasında yaptı. Bu süreçte, üç bölgeden 50 ülkeye ait ~116.000 çalışanı değerlendirdi. Başlangıçta yapılan çalışma, güç mesafesi, ferdiyetçilik, belirsizlikten kaçınma, ve maskülen / femninen toplum olmak üzere dört kültürel boyut ortaya koydu. Daha sonra, Çinli sosyologlar tarafından geliştirilen bir araç kullanılarak yapılan başka bir çalışma, kısa vadeli ile uzun vadeli yönelim olarak bilinen beşinci bir boyutu tanımladı. Hofstede'nin modeli, 93 ülkede yapılan bir çalışma ile tekrar test edildi ve hoşgörü ile kısıtlama olarak adlandırılan altıncı bir boyut daha eklendi. Bu altı boyut, Hofstede'nin kültürel boyutlar modelini oluşturur.
Hofsede kültür boyutları; istihdam, çocuk gelişimi, aile ve eğitim gibi yaşamın her alanında küresel olarak uygulanabilir ve her biri belirgin şekilde görülebilir özelliklerdir. İnsan etkileşimleri, tercihleri, değerleri, farklılıkları ve çeşitli kültürler arasındaki değişkenlikleri açıklamada önemli bir araçtır. Uluslararası kuruluşlar, küresel pazarda etkili olmayı hedefledikçe, bu boyutlar iş dünyası için giderek daha fazla önem kazanmaktadır.
Hofstede Kültür Boyutları Nelerdir? (6 Boyut Modeli)
Hofstede'nin Kültür Boyutları, farklı toplumların ve organizasyonların kültürel farklılıklarını tanımlamak ve karşılaştırmak için kullanılan bir modeldir, ve 6 ana boyuttan oluşur.
Güç Mesafe Endeksi (PDI - Power Distance Index)
Bireyselci / Kolektivist Yapı (IDV - Individualism vs. Collectivism)
Maskülen / Femninen Toplum (MAS - Masculinity vs. Femininity)
Belirsizlikten Kaçınma Endeksi (UAI - Uncertainty Avoidance Index)
Uzun Vadeli Yönelim (LTO - Long Term Orientation)
Serbestliğe Karşı Sınırlama - Heveslilik (IVR - Indulgence vs. Restraint)
📌 Hofstede’nin “Maskülen / Femninen” (MAS – Masculinity vs. Femininity) olarak adlandırdığı boyut, 2023 yılında “Başarı ve Başarma Motivasyonu” (Motivation toward Achievement and Success) olarak yeniden adlandırılmıştır. Bu değişiklik, cinsiyetin artık ikili bir kavram olarak görülmediği anlayışını yansıtmak ve boyutun yalnızca cinsiyet rollerini ölçmediğini daha net ifade etmek amacıyla yapılmıştır.
Hofstede'nin modeli, kültürün temel unsurlarını ve bunların iş dünyası, eğitim, sağlık hizmetleri ve hükümet gibi çeşitli alanlarda nasıl etkilediğini anlamamızı sağlar. Bu boyutlar, farklı kültürel gruplar arasındaki iletişimi iyileştirmeye, kültürel çatışmaları yönetmeye ve daha etkin uluslararası iş stratejileri geliştirmeye yardımcı olur.
Hofstede'nin 6 Boyut (6D) modeli, her bir boyutu iki zıt uç arasında değerlendirir, ve bir ülkenin bu iki uç arasında tam olarak nerede olduğunu ölçen skorları gösterir. Bu skala sıfırdan yüze kadar değişir. Genel olarak, 50'nin altı düşük skor, 50'nin üstü ise yüksek skor olarak kabul edilir. Eğer ortalama bir skor 40 ile 60 arasında görürseniz, değere dayalı davranışın bağlama bağlı olarak daha yüksek veya daha düşük olabileceğini varsayabilirsiniz.
Türkiye'nin Hofstede Kültürel Boyutları

Şimdi her bir boyutun açıklamasına geçelim, ve bu skorların detaylı olarak ne anlama geldiğine bakalım.
Güç Mesafe Endeksi (Power Distance Index - PDI)
Bir toplumun güç dağılımındaki eşitsizlikleri ne derecede kabul ettiğini ve beklediğini gösteren bir kültür boyutudur.
Yüksek Güç Mesafe Endeksine sahip toplumlarda, gücün birkaç kişide yoğunlaştığı ve hiyerarşiye büyük önem verildiği görülür. Bu toplumlarda otoriteye saygı derinlemesine işlenmiş bir değerdir ve üst yönetim ile alt kademedeki çalışanlar arasında belirgin bir mesafe bulunur. Güç mesafesi, lider ve takipçileri arasındaki ilişkinin niteliğini belirler; yüksek güç mesafesine sahip kültürlerde liderler otoriter olabilir ve karar alma süreçlerinde katılımcı olmayı az tercih ederler.
Düşük Güç Mesafe Endeksine değerine sahip toplumlarda güç daha demokratik bir şekilde dağıtılır ve hiyerarşik yapılar daha az belirgindir. Bu toplumlarda insanlar arasındaki ilişkiler daha yataydır ve karar alma süreçleri genellikle kolektif ve katılımcıdır. Düşük güç mesafesi olan kültürlerde, otorite figürleri bile eleştiriye ve önerilere açıktır, bu da daha şeffaf ve hesap verebilir yönetim anlayışına yol açar. Böyle bir ortamda, çalışanların görüşleri değerlidir ve herkesin katkısı teşvik edilir, bu da genellikle yüksek çalışan memnuniyeti ve iş yerinde daha güçlü bir takım ruhu ile sonuçlanır.
Düşük Güç Mesafesi | Yüksek Güç Mesafesi |
Eşitsizlikler minimuma indirilmiştir | Eşitsizlikler kabullenilir |
Hiyerarşi kolaylık sağlamak içindir | Hiyerarşi bir ihtiyaç olarak bulunur |
Üstler erişime açıktır | Üstler erişilmezdir |
Her birey aynı haklara sahiptir | Güçlü olanların ayrıcalıkları vardır |
Değişim doğal bir süreçle oluşur | Değişimler baskı ile oluşur |
Çocuklara eşit bir birey olarak davranılır | Çocuklara itaat etmeleri öğretilir |
Genç Yöneticiler | Yaşlı Yöneticiler |
Çalışanlara danışılır | Çalışanlara ne yapılacağı söylenir |
Örnek olarak 8 ülkenin Güç Mesafesi değerlerine bakalım.

Rusya çok yüksek PDI değerine sahip bir ülkedir. İş yerlerinde ve toplumda hiyerarşik düzenin ve otoriteye saygının önemli olduğunu gösterir. Üst düzey yöneticilere karşı büyük bir saygı gösterilir ve genellikle kararları sorgulanmaz.
Avusturya çok düşük PDI değerine sahip bir ülkedir: Burada çalışanlar ve yöneticiler arasında daha az hiyerarşi vardır ve karar alma süreçlerinde genellikle konsensüs aranır.
Türkiye, tüm ülkeler arasında PDI değerinde 47. sıradadır, ve yüksek PDI değerine sahip bir ülke konumundadır.
Bireyselci / Kolektivist Yapı (Individualism - IDV)
Bir toplumun üyelerinin bireysel hedefler ve grup hedefleri arasında nasıl denge kurduğunu inceler.
Bireyci toplumlarda, insanlar kendi başarılarına, hedeflerine ve haklarına büyük önem verirler. Bu toplumlarda "ben" kavramı öne çıkar ve kişisel özgürlükler ile bireysel başarılar yüksek değere sahiptir. Bireylerin kendi kararlarını alması, kendi ayakları üzerinde durması ve kişisel başarılarına odaklanması beklenir. Aile bağları genellikle nükleer aile ile sınırlıdır, ve bireyler kendi ailelerinin dışındaki sosyal gruplardan nispeten bağımsız hareket ederler. Bu durum, bireylerin kendilerini geliştirme ve kendi hayat yollarını seçme konusunda daha fazla özgürlük ve sorumluluk almalarını teşvik eder.
Kolektivist toplumlarda ise "biz" kavramı öne çıkar. Burada insanlar, geniş aileler ve sosyal gruplarla güçlü bağlar kurarlar. Bu toplumlarda bireyler, grupların hedefleri ve ihtiyaçları doğrultusunda hareket ederler ve genellikle grup kararlarına uyum sağlarlar. Kolektivist toplumlarda, bireylerin gruba olan sadakati ve gruba katkıda bulunma isteği, kişisel hedeflerden daha fazla önem taşır. Ayrıca, bu toplumlarda insanlar birbirlerine karşı büyük bir dayanışma hissi taşırlar ve sosyal ağları, iş ve özel yaşamda önemli bir destek kaynağı olarak görülür.
Bireyselcilik / Ferdiyetçilik | Kolektivist Yapı |
Kişini çıkarları, toplumun çıkarlarının önündedir. “Ben” odaklı yaklaşım | Grup çıkarları, kişinin çıkarlarının üzerindedir. "Biz" odaklı yaklaşım |
Küçük aile yapıları vardır. | Geniş aile / klan yapıları vardır. |
Bireysel seçimler önem taşır. | İlişkiler işten daha önemlidir. |
Birey kendi koyduğu sorumlulukları (ya da görevleri) yerine getirir. | Grubun dayattığı sorumlulukların yerine getirilmesi gereklidir. |
Birey düşüncelerini direk olarak belirtir. | Grup içi uyum önemlidir ve dolayısıyla uyumu bozmamak için birebir tartışmalardan kaçınılır. |
İletişim sözlü iletişim ağırlıklıdır, anlatım genel olarak oldukça detaylıdır ve hataya yer bırakmayacak şekildedir. | İletişim, sözlü iletişim kadar vücut dili ve mimiklerle de olur. Sözlü iletişimlerde genelde detaya girilmez, boşlukların karşı tarafça doldurulması beklenir. |
Örnek olarak 8 ülkenin IDV değerlerine bakalım.

Amerika Birleşik Devletleri, çok yüksek IDV değerine sahip bir ülkedir, hatta 1. sıradadır. Bu durum, Amerikan kültüründe bireyselliğin ve kişisel başarının önemli olduğunu gösterir. Bireyler, kendi hedeflerini ve kişisel gelişimlerini önceliklendirme eğilimindedir.
Çin Halk Cumhuriyeti, daha kolektivist bir toplum yapısına sahiptir; burada bireyler, grubun iyi oluşunu ve uyumunu bireysel ihtiyaçlardan daha yüksek tutarlar.
Türkiye, tüm ülkeler arasında ferdiyetçilik (IDV) değerinde 45. sırada yer alır ve düşük IDV değeriyle daha kolektivist bir toplum yapısına sahiptir.
Maskülen / Feminen Toplum (Masculinity vs. Femininity - MAS)
Maskülen-Feminen Toplum (MAS) boyutu, bir toplumun rekabet, başarı ve başarıya odaklanma derecesini ölçer.
Yüksek maskülen skoruna sahip toplumlarda, rekabetçilik ön plandadır ve başarı, "kazanan" olmak veya "sahasında en iyi" olmak gibi kavramlarla tanımlanır. Bu toplumlarda cinsiyet rolleri genellikle katıdır ve erkeklerin güçlü, kararlı ve başarı odaklı olmaları beklenir. Kadınlar ise daha çok destekleyici ve bakım verici rollerle ilişkilendirilir. Çalışma hayatı, bu toplumlarda önceliklidir ve başarı, maddi kazanç ve yüksek statü elde etme hırsı ile ölçülür. Bu değer sistemi, erken çocukluk dönemlerinden itibaren bireylere öğretilir ve bir yaşam boyu sürer, hem iş hem de kişisel yaşamda baskın bir etkiye sahiptir.
Düşük maskülen skoruna sahip (feminen) toplumlarda, hayat kalitesine ve toplumsal uyuma daha fazla önem verilir. Bu toplumlarda insanlar arası ilişkiler, işbirliği ve toplumsal sorumluluk daha fazla değer görür. Feminen toplumlarda başarı, bireysel rekabetten ziyade, yaşam kalitesini yükseltme ve topluluğun refahına katkıda bulunma olarak görülür. Çalışma ve özel hayat arasındaki denge, bu toplumlarda daha önemlidir ve insanların mutluluğu ve refahı, maddi kazançtan daha fazla öncelik taşır. Bu tür toplumlarda cinsiyet rolleri daha esnek olabilir ve hem erkeklerin hem de kadınların duygusal ve bakım verici özellikler sergilemesi normal kabul edilir.
Maskülen | Feminen |
Rekabet | İşbirliği |
Başarı ve en iyisi olma | Kaliteli bir hayat |
Çalışmak için yaşanır | Hayatı yaşamak için çalışmak gerekir |
İş aileden önce gelir | Aile ve iş dengelidir |
Büyük ve hızlı olaylar veya nesneler güzeldir | Küçük ve yavaş olaylar veya nesneler güzeldir |
Sorunlar güçlü tarafın lehine çözülür | Sorunlar taviz ve müzakerelerle çözülür |
Baba iş, anne duygusal konularla ilgilenir | Anne ve baba, hem iş hem de duygusal konularla ilgilenir |
Örnek olarak 8 ülkenin MAS değerlerine bakalım.

Japonya çok yüksek MAS değerine sahip bir ülkedir ve burada başarı ve rekabet çok önemlidir. İş yaşamında başarılı olmak ve yüksek performans göstermek insanlar için büyük önem taşır.
İsveç, çok düşük MAS değerine sahiptir; yaşam kalitesi, iş yaşam dengesi ve eşitlik gibi değerler daha fazla önemsenir.
Türkiye, tüm ülkeler arasında MAS değerinde 47. sırada yer alır ve orta / düşük olduğunu varsayabiliriz.
Belirsizlikten Kaçınma Endeksi (Uncertainty Avoidance Index - UAI)
Bir toplumun belirsizlik, yani öngörülemeyen olaylar ve durumlar karşısında hissettiği rahatsızlık seviyesini ölçer.
Yüksek UAI değerine sahip toplumlar, belirsizliği azaltma ve öngörülebilir bir ortam sağlama konusunda daha fazla çaba gösterir. Bu tür toplumlarda kurallar, düzenlemeler ve yasalar, günlük yaşamın her alanında belirgin bir şekilde yer alır. İnsanlar, belirsizlikleri azaltma ve hayatı daha tahmin edilebilir hale getirme amacıyla sıkı bir şekilde bu kurallara bağlı kalırlar. Bu durum, işyerinde ve eğitimde de görülebilir; detaylı planlamalar, katı hiyerarşiler ve belirgin iş tanımları bu toplumların karakteristik özelliklerindendir. Belirsizlikten yüksek derecede kaçınma eğilimi olan toplumlarda, değişime karşı direnç ve yeniliklere temkinli yaklaşım sıkça gözlemlenir.
Düşük UAI değerine sahip toplumlar, belirsizlikle daha rahat başa çıkar ve değişikliğe daha açıktır. Bu toplumlarda kurallar ve düzenlemeler, insanların günlük yaşamlarını sınırlamaktan çok, rehberlik etmek için var olur. Düşük belirsizlikten kaçınma endeksine sahip bir toplumda insanlar, fikirlerin çeşitliliğini ve yenilikleri daha fazla kucaklar, çünkü bunlar kişisel ifade ve özgürlüğün bir parçası olarak görülür. Bu çeşitliliğe ve esnekliğe olan açıklık, daha az formalize edilmiş iş yerleri, eğitim sistemleri ve sosyal yapılarla sonuçlanır. Ayrıca, bu toplumlar genellikle daha yüksek risk almaya ve hızlı değişikliklere uyum sağlamaya isteklidir, bu da onları yenilikçi ve yaratıcı çözümlere daha açık hale getirir.
Belirsizlikten Kaçınma Düşük | Belirsizlikten Kaçınma Yüksek |
Riskler minimize edilir ve risklerden kaçınılır | Riskler kabul edilir |
Gelecek kontrol edilir | Gelecek akışına bırakılır |
Belirsizlikler günlük yaşamın bir parçasıdır ve olaylar geliştiği şekilde kabul edilir | Hayattaki belirsizlikler bir tehdit olarak görülür ve bununla mücadele edilmesi gerekir |
Düşük stres ve endişe | Yüksek stres ve endişe |
Kural ve kanunlara fazla ihtiyaç duyulmaz | Kural ve kanunlara büyük bir ihtiyaç duyulur |
Görüş farklılıkları kabullenilir | Fikir birliği olması yönünde bir ihtiyaç vardır |
Risk almakta bir sıkıntı görülmez | Hatalardan kaçınma bir ihtiyaçtır |
Örnek olarak 8 ülkenin UAI değerlerine bakalım.

Yunanistan, çok yüksek UAI değerine sahiptir. Bu durum, Yunan toplumunun belirsizlik ve belirsiz durumlar karşısında rahatsızlık hissetme eğiliminde olduğunu ve bu nedenle katı kurallar ve düzenlemelerin olduğunu gösterir.
Singapur gibi çok düşük UAI değerine sahip bir ülkede, insanlar belirsizliklerle daha rahat başa çıkar ve değişime daha esnek bir şekilde adapte olabilirler.
Türkiye, tüm ülkeler arasında UAI değerinde 26. sırada yer alır ve yüksek UAI değerine sahip bir ülke konumundadır.
Uzun Vadeli / Kısa Vadeli Yönelim (Long Term Orientation - LTO)
Bir toplumun zaman algısını ve bu algının değerler, inançlar ve tutumlar üzerindeki etkisini inceler.
Uzun vadeli yönelim (Yüksek LTO) derecesine sahip toplumlarda, geleceğe yönelik planlama ve uzun vadeli düşünce yapısı önemli yer tutar. Bu toplumlarda geleneklere saygı duyulur ve sosyal normlar ile ahlaki değerler, gelecek nesillere aktarılacak önemli unsurlar olarak görülür. Yüksek LTO'lu toplumlar genellikle sabır, azim ve tasarruf gibi değerlere büyük önem verir, çünkü bunlar uzun vadeli başarı ve istikrar için gerekli kabul edilir. Bu tür toplumlarda, bireyler ve kurumlar, uzun vadeli taahhütleri yerine getirme ve sürdürülebilir gelişimi destekleme konusunda yüksek bir motivasyona sahiptir.
Kısa vadeli yönelim (Düşük LTO) değerine sahip toplumlarda ise, anlık tatmin ve kısa vadeli sonuçlar daha çok ön plandadır. Bu toplumlarda insanlar, mevcut duruma ve hızlı çözümlere daha fazla odaklanır. Geleneksel değerlere ve uzun vadeli planlamaya daha az önem verilir, bunun yerine yenilik, esneklik ve değişime adapte olma yeteneği daha çok değerlenir. Düşük LTO'lu toplumlarda, bireyler ve kurumlar, anlık fırsatları değerlendirme ve kısa vadeli kazançları maksimize etme eğilimindedir. Bu yaklaşım, iş ve sosyal ilişkilerde daha pragmatik ve esnek davranışlara yol açar, bu da hızlı değişim ve adaptasyonu mümkün kılar.
Uzun Vadeli Yönelim | Kısa Vadeli Yönelim |
Gelecekte elde edilecekler önemlidir | Geçmiş ve şimdiki zaman önemlidir |
Sonuca daha yavaş ulaşılabilir | Sonuda daha hızlı ulaşılmak istenir |
Tutumlu ve tasarruflu | Harcama ile ilgili sosyal baskı |
Geleneklerini modern yaşama adapte ederler | Gelenekleri koruma ve saygı |
Utanma duygusu yüksek | Ünün ve statünün korunması |
Örnek olarak 8 ülkenin LTO değerlerine bakalım.

Güney Kore'nin çok yüksek LTO değerine sahip bir toplum olduğunu dikkate almak önemlidir. İş ilişkilerinin uzun süreli taahhütlere dayandığı ve uzun vadeli ilişkilere odaklandığı anlamına gelir.
ABD ise, düşük LTO değerine sahip ve iş ilişkileri genellikle daha kısa vadeli ve anlık hedeflere odaklanabilir. Bu durum Amerikalıların daha esnek ve hızlı hareket edebilme kapasitesine işaret eder.
Türkiye, tüm ülkeler arasında LTO değerinde 47. sırada yer alır ve orta / düşük olduğunu varsayabiliriz.
Serbestliğe Karşı Sınırlama (Indulgence vs. Restraint - IVR)
Bir toplumda bireylerin arzularını ve dürtülerini ne derece özgürce ifade edebildiği ve tatmin edebildiği ile ilgili bir kültürel boyuttur. Bu boyut, insanların yaşamdan zevk alabilme kapasiteleri ve bunu yaparken karşılaştıkları sosyal kısıtlamaların derecesi ile ilgilenir.
Hevesli toplumlarda (Yüksek IVR), bireylerin duygusal ifadesi ve kişisel zevkleri önemlidir; insanların kendi hislerine göre hareket etmeleri ve yaşamın tadını çıkarmaları teşvik edilir. Bu toplumlarda genellikle sosyal normlar ve kurallar daha az katıdır, böylece bireyler arzularını daha serbestçe takip edebilir ve kişisel mutluluğa daha çok önem verebilirler. Heveslilik, genellikle yüksek yaşam standardı, bireysel özgürlüklerin ve kişisel seçimlerin geniş olduğu toplumlarda daha fazla görülür.
Sınırlı toplumlarda (Düşük IVR) ise, bireylerin arzularını ve dürtülerini kontrol altında tutmaları gerektiği ve bunların genellikle katı sosyal normlar, gelenekler ve beklentiler yoluyla düzenlendiği toplumları tanımlar. Bu tür toplumlarda, bireylerin davranışları ve istekleri genellikle grup hedefleri, toplumsal uyum ve geleneklere uygunluk çerçevesinde şekillendirilir. Baskın toplumlarda, ahlaki değerler, gelenekler ve sosyal beklentiler, bireysel arzuların önüne geçer ve bireylerden toplumun genel iyiliği için kişisel isteklerini ve dürtülerini sınırlamaları beklenir. Bu yaklaşım, insanların kendilerini gruplarına ait hissetmelerini ve toplumsal sorumlulukları ciddiye almalarını sağlar, ancak aynı zamanda kişisel özgürlüklerin kısıtlanmasına da yol açabilir.
Serbest / Hevesli | Sınırlı |
Özgürce davranış | Davranışlar bastırılmış ve kontrol altına alınmıştır |
İnsanlar daha pozitif ve iyimserlerdir | İnsanlar daha kötümser ve negatiftirler |
Boş zamanlarda eğlenilir | İş önemlidir |
Maddi ödüller önem taşımaz | İyi yapılan işlerin sonunda maddi bir ödül beklenir |
İnsanlar daha dışa dönük ve sempatik olurlar | İnsanlar daha içe dönüktürler |
İnsanlar daha sağlıklı ve mutlu | İnsanlar daha az mutlu ve sağlıksız |
Örnek olarak 8 ülkenin IVR değerlerine bakalım.

Meksika, çok yüksek Serbestliğe Karşı Sınırlama (IVR) değerine sahip bir ülkedir, bu da toplumun yaşamdan zevk alma, eğlenme ve dürtülerini serbestçe ifade etme eğiliminde olduğunu gösterir. Meksikalılar, sosyal etkinliklere, kutlamalara ve aile toplantılarına büyük önem verirler, burada insanlar bir araya gelir, yaşamın keyfini çıkarır ve duygusal ifadelerini özgürce paylaşırlar.
Çin, Hindistan ve Mısır gibi çok düşük Serbestliğe Karşı Sınırlama (IVR) değerine sahip ülkelerde, toplum daha çok kendini kontrol etme ve dürtülerini sınırlama eğilimindedir. Bu kültürler, aşırı duygusal ifadelerden genellikle kaçınırlar. Aynı zamanda toplumsal normlar ve beklentilere uyma konusunda daha fazla baskı hissederler.
Türkiye, tüm ülkeler arasında IVR değerinde 45. sırada yer alır ve ortalamada olduğunu varsayabiliriz.
Hofstede'nin 6D modelini özetlemek gerekirse
Güç Mesafe Endeksi (PDI): Toplumdaki güç dağılımının ne kadar eşit ya da eşitsiz olduğunu ölçer.
Bireysellik (IDV): Bireylerin grup içindeki bağımsızlık derecesini ve topluluk ile olan ilişkilerini ifade eder.
Maskülen / Feminen Toplum (MAS): Toplumun rekabetçilik ve başarı gibi maskülen değerlere veya bakım verme ve işbirliği gibi dişil değerlere ne kadar önem verdiğini belirler.
Belirsizlikten Kaçınma Endeksi (UAI): Bir toplumun belirsizlik ve değişime karşı tolerans seviyesini gösterir.
Uzun Vadeli Yönlendirme (LTO): Toplumun geleceğe yönelik değerlere ve planlamalara ne kadar odaklandığını ölçer.
Serbestliğe Karşı Sınırlama (IVR): Toplumun zevk alma, eğlenme ve dürtülerini serbest bırakma konusundaki yaklaşımını ifade eder.
Hofstede Kültür boyutları, iş dünyasında uluslararası pazarlara giriş stratejileri, liderlik tarzları, işbirliği ve iletişim biçimleri üzerinde derin etkilere sahiptir. Yeni pazarlara girerken Hofstede'nin kültür boyutlarını anlamak, farklı kültürel arka planlardan gelen insanlarla etkili bir şekilde çalışmayı ve onların ihtiyaçlarını, beklentilerini ve iş yapış tarzlarını daha iyi anlamayı mümkün kılar.
Kültürlerarası anlayış, günümüzün küresel iş dünyasında sadece bir avantaj değil, aynı zamanda bir zorunluluktur. Hofstede’nin çalışmaları, bu karmaşık ve çeşitlilik gösteren ortamda, iş stratejilerimizi ve yaklaşımlarımızı nasıl şekillendireceğimiz konusunda aydınlatıcı bilgiler sunar.
Yurtdışında yaşamaya veya çalışmaya gitmeden önce, Hofstede Kültür Boyutları gibi araçlarla gideceğiniz ülkenin kültürünü incelemek (özellikle kendi kültürünüz veya aşina olduğunuz kültürlerle karşılaştırarak), o ülkenin kültürel özelliklerini anlamanız ve hızlı uyum sağlamanız açısından da faydalı olacaktır.
Kaynaklar
Blog'da kullanılan veriler Geert Hofstede'nin resmi sitesinden alınmıştır ve 2015 yılına aittir. Excel ve csv formatlarına buradan erişebilirsiniz.
Hofstede, G. (2001), Culture’s Consequences: Comparing Values, Behaviors, Institutions, and Organizations Across Nations, SAGE
Geert Hofstede, Gert Jan Hofstede and Michael Minkov, (2010), Cultures and Organizations: Software of the Mind, Third Edition, McGraw Hill Professional
Geert Hofstede Fotoğrafı: https://www.socialsciencespace.com/2021/08/the-engineer-of-cross-cultural-psychology-geert-hofstede-1928-2020/



